19 Nisan 2014 Cumartesi

KAROTİS VERTEBRAL ARTERLER RENKLİ DOPPLER ULTRASONOGRAFİSİ BAŞ DÖNMESİ KULAK ÇINLAMASI 0-216-5218836

Felç riskim var mı?
Felç ya da inme modern toplumların en önemli sağlık sorunlarından biridir. Ortalama yaşam uzadıkça özelikle damar hastalıkları ve buna bağlı hastalıklar daha sıklıkla görülmeye başlamıştır. Sigara kullanımı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon, yüksek kolesterol düzeyleri damar hastalıklarına yatkınlığa yol açmaktadır. Ayrıca ailesel yatkınlık da söz konusudur.
Günümüz modern tıbbı, koruyucu hekimliği gün geçtikçe daha fazla yönelmektedir. Bu eğilim de beraberinde erken tanı yöntemlerini getirmektedir.
Kalp krizi, kalbin kendisini besleyen atar damarlarında meydana gelen plakların damarı daraltması sonucu meydana gelir. Bazen bunun nedeni plağın kendisinin kritik darlığı geçen kalınlığa ulaşması bazen de bu plaktan meydana gelen bir pıhtının koparak damarın daha uç kesimlerini tıkamasıdır. Aynı mekanizma ile vücudumuzda ki tüm atar damarlarda plaklar oluşabilmektedir. Beyne giden ana damarlarımızda benzer mekanizma ile gelişen sorunlar da felç oluşmasına neden olmaktadır.
Beynimize giden 4 adet atar damar bulunur. Bu damarlar da yapıları itibarı ile plak oluşturmaya yatkındırlar. Bu damarlarda oluşan plaklar sıklıkla hiçbir bulgu vermese de zaman zaman geçiçi iskemik atak dediğimiz klinik duruma neden olabilmektedir.
Avrupa ve Amerika’ da yaklaşık eş zamanlı olarak yapılan büyük klinik çalışmalarda bu damarlarda var olan plakların inmeye neden olabileceği ve erken müdahalenin hayat kurtardığı belirtilmiştir.
Karotis adı verilen şah damarı yeri itibarı ile ultrasonografi ile incelemeye çok uygundur. Bu damarda yer alan plaklar ultrasonografi ile detaylı şekilde incelenmekte, plağın kendisine ait risk faktörleri belirlenebilmekte ve raporlanmaktadır. Ayrıca Doppler tetkiki ile kan akım hızları ve kan akışının yapısı incelenerek kan dolaşımı hakkında bilgi sahibi olunmaktadır. Spektral analiz denilen bu yöntem ile plak varsa buna bağlı darlığın ne kadar olduğu uluslararası kriterlere dayanarak söylenebilmektedir. ESCET ve NASCET adı verilen klinik çalışmalarda elde edilen sonuçlara göre renkli Doppler Ultrasonografi ile darlık miktarının belirlenmesi son derece sağlıklı bir tanı yöntemidir. Özellikle plak varlığında anjiyografi altın standart kabul edilmekle birlikte anjiyografinin kendisinin inme riski taşıdığı bilinmektedir. Bu nedenle ilk inceleme her zaman Doppler ile yapılmalıdır. Darlık oranı %70 in üzerinde olan hastaların herhangi bir şikayet gelişmeden cerrahi olarak plağın çıkartılması ile inme olasılıklarının büyük oranda düştüğü gösterilmiştir. %50-69 arası darlıklarda da eğer hastada klinik bulgular var ise gene cerrahi müdahalenin inme riskini belirgin olarak düşürdüğü söylenmektedir.
Karotis vertebral arter renkli Doppler incelemesi şikayetler meydana gelince değil şikayetler meydana gelmeden önce yapılması gereken bir tetkiktir. Bu tetkik ile birçok hasta felç geçirmeden müdahale edilme şansına kavuşmaktadır.

Portal venöz sistem renkli Doppler 0-216-5218836

Portal venöz sistem renkli Doppler

Portal venöz sistem renkli Doppler ultrason
Portal venöz sistem sindirim sistemi ve dalaktan gelen toplar damarların birleşerek oluşturduğu ana toplar damar ve karaciğer damar sistemine verilen isimdir.
Özellikle karaciğer hastalıklarında olmak üzere bu damar sisteminin renkli Doppler ile incelenmesi gerekmektedir. Portal hipertansiyon adı verilen rahatsızlık oluşmadan önce Doppler bulguları ortaya çıkabilmekte ve bu sayede daha erken müdahale şansı ortaya çıkmaktadır.
Ayrıca özellikle dalak büyümelerinde bu sistemin incelenmesi çok önemlidir.

PENİL PENİS RENKLİ DOPPLER ULTRASONOGRAFİ İSTANBUL 0-216-5218836

Skrotal Renkli Doppler

varikosel
VARİKOSEL

Varikosel Nedir ve Hangi Sıklıkta Görülür?

Varikosel skrotumunun (testislerin içinde bulunduğu cilt kesesi) içindeki olağan dışı genişlemiş venlerden(toplardamarlardan) oluşan bir tür topla damar kitlesidir. Bunlar bacaklarda oluşan varislere benzer, çocuk sahibi olamama yakınması ile başvuran erkeklerde en sık rastlanan rahatsızlıktır.
Erişkin erkeklerde %15–22 oranında saptanırken, çocuk sahibi olamayan erkeklerin yaklaşık %30-40’ında saptanır. Hastalığın görülme olasılığı yaşla birlikte artar. 10 yaş altında %1 civarında saptanırken, bu oran ergenlik yaşlarında %11’e yükselir. 13 yaşından sonra yaşla birlikte görülme olasılığı artar. Sıklıkla da 20–40 yaş arasındaki yetişkin erkeklerde gözlenir.
Varikoselin Nedeni Nedir ve Vücuda Zararı Var mıdır?
Testis dokusundan kalbe doğru çıkan tek yönlü kan akımına destek veren ven kapaklarındaki yetersizliğin ya da bu venlerde kapak olmamasının hastalığın ortaya çıkmasındaki neden olduğu düşünülmektedir. Kabul görmüş diğer teoriler ise; sağ ve sol testis venleri arasındaki yapısal farklılıklar, sol böbrek veninin aort ve üst mezenter arter arasında sıkışması sonucu testis venlerinde kısmi tıkanma (fındık kıran fenomeni) ve buna bağlı olarak testis venlerinde genişlemedir.
Bu durumda oluşan venöz akımın yavaşlaması ve venöz geri kaçış kanın venin içinde birikmesine ve venlerin genişlemesine neden olur. Varikoselin varlığında testislerden kalbe doğru giden kan akımı yavaşladığından testisteki venlerde biriken kan skrotum içindeki sıcaklığı artırır.  Göreceli olarak beden dışında bulunan skrotum sadece testisleri korumakla kalmaz, testisleri vücudun diğer yerlerinden biraz daha soğuk tutulmasını (ortalama 1 C°) sağlayarak spermin olgunlaşıp fonksiyon görebilmesi için gerekli uygun ortamı sağlar. Bu durumdan sperm yapımı (sayısı) ve olgunlaşması (hareketliliği) olumsuz olarak etkilenebilir.
Hastalığın testise verdiği hasarın mekanizması konusunda en çok kabul gören teori yukarıda anlatılan venöz yetmezlik ve bunun sonucunda ortaya çıkan venöz geri kaçış ve testisde ısı artışı teorisidir. Bunun yanında şu teorilerde ortaya atılmıştır: böbrek ve böbrek üstü venlerinden gelen –testis dokusuna zarar verme olasılığı olan- moleküllerin geri akımı, toplardamarlardaki basınç değişiklikleri, testis dokusunu besleyen kan dolaşımında ve hücrelerin etrafındaki vücut sıvılarındaki moleküler formasyonun değişimi (dokudaki hücreler arasındaki sıvı ortamın yapısında testis drenajının bozulması sonucunda meydana gelen değişiklikler), hormonal bozukluk, otoimmunite, akrozom reaksiyon bozukluğu, artmış oksidatif stres, apoptozis ve kadmiyum gibi ağır elementler.

varikoselVarikoselin Belirtileri Nelerdir?
Genellikle ve her hastada belirgin bir yakınmaya sebep olmaz. Varikosel erkek bedeninin farklı anatomik özellikleri nedeniyle sıklıkla sol testiste ortaya çıkar (%60–80), %20–40 oranında her iki testiste birden gözlenir ve çok ender olarak da sadece sağ testiste görülebilir. Ergenlik yaşlarında ortaya çıktığında bulunduğu testisin gelişimini yavaşlatarak testisin boyutunun diğerine göre hafif derecede küçük kalmasına neden olabilir. Hastalar bazen varikosel olan testisde “ağrı hissi” ya da “rahatsızlık hissi” olduğunu ifade eder. İlerlemiş vakalarda şişmiş toplardamarlar kişi tarafından gözle fark edilebilir. Varikosel genellikle doğurganlık sorunu yakınması ile doktora başvuran erkeklerin muayenesinde ya da testis ağrısı ortaya çıktığında ürolog tarafından yapılan fizik muayene ile ortaya çıkarılır.
İleri yaşta hızla ortaya çıkan tek taraflı sağ varikosel testisin venöz drenajının karın içindeki bir başka kitle tarafından bası sonucu engellenmesine bağlı görülebilir. Gene ileri yaşta böbrek tümörünün böbreğin toplardamarına ilerlemesine bağlı olarak da özellikle sol tarafta varikosel oluşabilir.
Varikosel Nasıl Teşhis Edilir ve Varikoseli Olan Her Erkekte İnfertilite Sorunu Var mıdır?
Testislerin üzerindeki genişlemiş damar kitlesi solucan dolu bir torbaya benzer ve hastanın kendi kendini muayenesi ile farkına varılabilir ya da doktor tarafından testisleriniz ayakta muayene edilirken ortaya çıkarılır.
İlerlemiş olgularda genişlemiş venler dışarıdan gözle görülebilir duruma gelirler. Varikoselin tanısı fizik muayene ile konulur ve teşhis için ek görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç yoktur. Fizik muayene yatarak ve ayakta yapılır. Özellikle ayakta iken hastanın karın içi basıncını arttırması istenir ve skrotumdaki toplardamarların şişip şişmediği kontrol edilir. Fizik muayenede saptanan varikosele “klinik varikosel” adı verilir.
Bununla birlikte, aşağıdaki şüpheli durumlarda doktorunuz kesin tanı koymak amacıyla renkli Doppler ultrasonografi tetkiki isteyebilir:
Muayenede belirgin olmayan varikosel,
Testisleri skrotumun yukarısına yerleşmiş olan hastalar,
Küçük skrotum kesesine sahip hastalar,
Fizik muayeneyi güçleştiren kremaster hiperrefleksisi, ortam ya da hasta yapısı nedeni ile uygun ve yeterli muayene yapılamaması
Sadece renkli Doppler ultrasonografi tetkiki ile saptanabilen ama fizik muayenede saptanmayan varikoselin klinik olarak çok anlamlı olmadığına inanılmaktadır çünkü fizik muayene tanı koymadaki birincil yöntemdir. Bu duruma “subklinik varikosel” adı verilir.

varikosel
Çocuk ve ergenlerde testis volümlerinin ölçülmesi tedavinin gerekliliği ve izlem açısından önemlidir. Bu ölçüm ultrasonografi ya da orkidometri ile yapılabilir.
Varikoseli olan her erkekte infertilite sorunu yoktur. Fakat varikosel çocuk sahibi olamama yakınması ile uroloğa başvuran erkeklerde en sık saptanan hastalıktır. Varikoselin sperm üretimi üzerindeki olumsuz etkileri semen analizi yapılarak araştırılır. Varikoselin semen parametrelerini bozup bozmadığını anlamak için en az iki semen analizi yapılmalıdır. İki semen analizi arasındaki süre 7 günden az ve 21 günden fazla olmamalıdır.
Varikosel ile birlikte infertilite sorunu olan kişilerin semen analizi sonuçlarında sorun saptanırsa, bu hastaların bir kısmında hormonal ve genetik araştırma yapılması gerekebilir, ama her hastada bu araştırmanın yapılması şart değildir.  Sperm sayısı 10 milyon/ml. den az olan, cinsel isteksizlik yakınması olan ve tıbbi öyküsünde hormonal hastalık şüphesi bulunan kişilerde serum testosteron ve FSH (folikül uyarıcı hormon) düzeylerine bakılır. Sperm sayısı 5–10 milyon/ml. den az olan varikoselli hastalar potansiyel olası genetik bozukluklar açısından bilgilendirilirler, bu olgulara karyotip ve Y kromozomu analizi uygulanabilir. Bununla birlikte genetik bir bozukluğu taşıyan erkeklerde saptanan varikosel muhtemelen rastlantısal bir bulgudur ve varikosel tedavisinin doğurganlık sorununu çözmeyeceği bilinmelidir.
Varikosel operasyonu sonrası semen analiz sonuçları sıklıkla düzelir ve hastaların bir kısmı doğal yolla çocuk sahibi olabilir.
varikosel

varikoselVarikosel Hastalığının Seyri
Hastalık genellikle bulgu vermez, genellikle kısırlık nedeniyle başvuran ve tetkik edilen erkeklerin muayenesinde tespit edilir. Çocukluk ve ergenlik döneminde aileler tarafından ya da fizik muayene sırasından rastlantı sonucu fark edilir. Bu yaş grubunda hastalık sıklıkla belirti vermez. Tanı erişkinlerde olduğu gibi konur, ek görüntüleme yöntemlerine gerek yoktur. Fizik muayene sonrasında testis volümünün ölçülmesi gereklidir. Bu ölçüm orkidometri ile yapılabileceği gibi ultrasonografi ile de yapılabilir.
Varikosel, ilerleyici testis hasarı ile seyrederek testis gelişiminde gerilemeye ve sperm üretimini bozarak kısırlığa neden olabilir. Özellikle erişkin yaşlarda sperm sayısında azalmaya, hareketliğinde ve yapısında bozulmaya, testis hacminde azalmaya neden olabilir. Daha ender olarak uzun dönemde testislerin hormon üretme kapasitesinde azalmaya neden olabilir.
varikosel
Varikosel Tedavi Edilmelimidir?
Varikoselin her zaman tedavi edilmesi şart değildir. Tedaviye karar verilmeden önce hastada varikosel dışında çocuk sahibi olmasını engelleyecek başka bir sorunu olup olmadığı araştırılmalı ve bayan partnerinin normal fertilite potansiyeline sahip olduğu gösterilmelidir. Eğer siz ve eşiniz çocuk sahibi olmak istiyorsanız ve aşağıdaki durumlar söz konusuysa tedavi olmayı düşünmelisiniz:
Varikoseliniz doktorunuzun skrotum muayenesinde hissedilebiliyorsa (klinik varikosel),
Siz ve eşiniz en az bir yıl düzenli cinsel ilişkide bulunmanıza rağmen çocuk sahibi olamadıysanız,
Bayanda doğurganlık sorunu yok ya da tedavi edilebilir bir doğurganlık sorunu varsa,
Arka arkaya yapılmış en az iki semen analizi sonuçlarınız normal değilse.
Evli olmayan fakat ileride çocuk sahibi olmayı düşünen ve semen analiz sonuçları bozuk olan yetişkin erkekler tedavi olmayı düşünmelidir.
Varikoselin önceden gebelik veya çocuk sahibi olup daha sonra infertilite sorunu yaşayan erkeklerdeki rolü önemlidir. Bu kişilerde %69- 81 oranında varikosel saptanması, varikoselin ilerleyici bir hastalık olduğu ve zaman içinde daha önce var olan çocuk sahibi olma kapasitesinin kaybı ile sonuçlanabileceği gerçeğini desteklemektedir. Bu kişilere tedavi önerilmektedir.
Eğer varikoseli olan genç bir erkekseniz, hiçbir yakınmanız (ağrı ya da doğurganlık sorunu) yoksa ve semen analiz sonuçlarınız normalse bir ya da iki yılda bir kez olmak üzere semen analizi ve fizik muayene ile bir ürolog tarafından düzenli takip edilebilirsiniz.
Ergenlik çağında ise testis boyutunda küçülme (%10’dan fazla volüm kaybı), testis kıvamında yumuşama, sperm parametrelerinde bozulma (eğer meni örneği verebiliyorsa) varsa, varikosel iki taraflıysa ve hastanın ağrısı fazlaysa operasyon önerilir. Bu sayılan durumlar yok ve operasyonu olmak istemiyorsanız yılda bir kez semen analizi ve fizik muayene ile takip edilmelisiniz. Varikoselin derecesinde artış saptanan olgularda izlem aralığı 6 ayda bire indirilir.
Çocukluk çağında saptanan varikoseller ise uzun dönemde testislerin zara görme olasılığı göreceli olarak fazla olduğu için operasyon ile tedavi edilmelidir.
Subklinik varikoselin tedavi edilmesinin semen parametreleri ve gebelik oranları üzerindeki etkisi ispatlanmadığı için tedavi edilmeden izlenmesi önerilmektedir. Ek olarak yetersiz yapılmış bir subklinik varikosel operasyonu sonrası semen parametrelerinin bozulma olasılığı da unutulmamalıdır.
Sadece kişiyi rahatsız eden ağrı varlığında varikosel operasyonu sıklıkla önerilmesine rağmen tedaviden önce ağrıya neden olabilecek diğer hastalıklar araştırılmalı, gerekirse bir süre ağrıyı azaltıcı ilaçlar ile birlikte atletlerin giydiği testisleri destekleyen iç çamaşırlar giyilerek ağrı tedavi edilmeye çalışılmalıdır. Bu kıstaslara uyulduğu takdirde, ağrı için yapılan varikosel operasyonunun başarısı yüksek olacaktır.
Varikosel Nasıl Tedavi Edilir?
Hastalığın tedavisi cerrahi girişimdir. Ürolog tarafından yapılan operasyonda genişlemiş olan toplardamarlar bağlanır. Birkaç farklı cerrahi tedavi seçeneği vardır. Günümüzdeki en modern operasyon tekniği mikro-cerrahi yöntemle yapılan operasyon olup, yapılan çalışmalar ile diğer operasyon yöntemlerinden daha etkin olduğu gösterilmiştir. Eski yöntemler ile başarısız varikosel operasyonu geçirenlere hastalığın tekrar etmesi durumunda mikro-cerrahi teknik ile düzeltme ameliyatı yapılabilir. Operasyon genel ya da bölgesel anestezi ile yapılır. Tek taraflı bir mikro-cerrahi varikoselektomi operasyonu tecrübeli cerrahlar tarafından yaklaşık bir saatte gerçekleştirilir. Genellikle aynı gün evinize gidebilirsiniz. Operasyon sonrası ağrı fazla değildir. Hasta ortalama 2-3 gün işine ara verir ve evde dinlenir. Doktorunuz sizi en az 1 yıl boyunca 3 ayda bir ya da çocuk sahibi olana dek takip edecektir. Eğer çocuk sahibi olamazsanız yardımcı üreme teknikleri düşünülmelidir. Varikoselin cerrahi tedavisinin doğurganlık üzerindeki tüm etkileri tam olarak ortaya konmuş değildir. Bazı araştırmalar kısırlığı düzelttiğini gösterirken, etkisi olmadığını gösterenlerde vardır. Bununla beraber, doğurganlık sorunu olan çiftlerin çoğu tedavi olmayı yeğlerler çünkü:
ndan sonra erkeklerin çoğunluğunda semen analiz sonuçları düzelir,
Varikosel tedavisi doğurganlık sorununu çözebilir,
Operasyonun ciddi riskleri yok denecek kadar azdır,
Ayrıca operasyon ile aşılama ve tüp bebek yapılması gereken hastalarda da döllenme oranlarının arttığını gösteren kanıta dayalı bilimsel çalışmalar vardır.
Eğer sadece ağrı şikâyetiniz varsa doktorunuz size testisteki ağrınızı ve şişliği azaltıcı ilaçlar yazabilir. Ayrıca atletlerin giydiği testisleri destekleyen iç çamaşırlar ağrınızı azaltmada yardımcı olabilir.
Varikosel Tedavisinde Olumlu Yanıt İçin Belirteçler:
İleri derecede varikosel varlığı.
Normal ya da normale yakın testis volümleri.
Normal FSH/testosteron, düşük inhibin B düzeyleri.
Toplam haraketli sperm sayısının 5 milyonun üzerinde olması.
Normal genetik testler.
Kısa infertilite süresi.
Moleküler bozukluk saptanmaması.
Varikosel Operasyonu ya da Yardımcı Üreme Teknikleri: Sizin İçin Hangisi Doğru?
Siz ve eşiniz için bu sorunun tam yanıtını vermek her zaman kolay değildir. Öncelikle doktorunuz size bu konuda yardımcı olacaktır, fakat karar vermede birçok faktör rol alır ve karar verirken şunları göz önünde bulundurmalısınız:
Varikosel Operasyonu; doğal yollardan çocuk sahibi olabilirsiniz. Varikosel tedavisiyle üremeye yardımcı tedavi yöntemlerine gereksinim azalabilir.
Yardımcı Üreme Teknikleri; her bir gebelik için tekrar yapılır.
Eşinizin Doğurganlığı; kadınların doğurganlık kapasiteleri 35 yaşından sonra azalmaya başlar.
Tedavi Edilmemiş Varikosel; genç yaşlarda ortaya çıkan varikosel tedavi edilmezse yaşınız ilerledikçe semen kaliteniz azalır ve ileride çocuk sahibi olma şansınız gittikçe azalır.
Varikosel Tedavisiyle Kendiliğinden Gebelik Sağlanamayan Olgularda, sperm parametrelerinde tedavi öncesi değerlere göre düzelme ile IVF/ICSI gibi pahalı yöntemler yerine intrauterin inseminasyon gibi daha kolay uygulanabilen ve daha düşük maliyetli üremeye yardımcı tedavi yöntemlerine geçiş sağlanabilir.
Varikosel Tedavisi ile sperm sayısı, hareketi ve yapısındaki iyileşme ile üremeye yardımcı tedavi yöntemlerinin başarısı artırılabilir.
Erkeğin semen analizi bozuk ve eşi normalse varikosel onarımım ilk seçenek olarak düşünülmelidir. Eğer kadın faktörünü tedavi etmek için tüp bebek gibi yardımcı üreme tekniklerine ihtiyaç duyuluyorsa ilk seçim olarak bu gibi teknikler düşünülmelidir.
Ek Sözlük:
Akrozom; sperm hücresinin ön kısmındaki moleküler açıdan yoğun yapı.
Anatomi; herhangi bir organizmanın morfolojik yapısı.
Aort; kalbin sol büyük odacığından çıkarak vücudun üst ve alt bölümlerine dallar veren sistemin arteriyel dolaşımın (atar damar) ana bölümünü oluşturan elastik yapıda ana arter.
Apoptozis; Programlı (önceden planlanmış) hücre ölümü, embriyonik gelişim safhalarında çeşitli doku ve organların oluşumu sırasında o dokuyu veya organı oluşturacak hücrelerin moleküler temelleri olan bir uyarıyla yaşamsal faaliyetlerine son vermeleri.
Fenomen; Bir hastalık ile ilişkili olağan ya da olağanüstü ya da açıklanamayan herhangi bir olgu.
FSH; Folikül Stimülan Hormon; beyindeki ön hipofiz bölgesinden salgılanan testislerde sperm üretimini uyaran hormon.
Fertil; doğurgan, çocuk sahibi olabilen kişi.
Fertilite; doğurma yeteneği, doğurganlık, verimlilik.
Hormon; İç salgı bezleri tarafından salgılanıp kana verilerek vücudun başka bölgesindeki hücre ya da hücre gruplarını faaliyete geçiren ve genellikle protein yapısı taşıyan madde.
ICSI; ICSI (İntra Cytoplasmic Sperm İnjection): Sperm sayısının düşük olduğu veya sperm sayısının normal olmasına rağmen döllenme sorunu olan durumlarda uygulanan üremeye yardımcı teknik, sperm mikropipet yardımı ile mikroskop altında yumurtanın içine yerleştirilerek uygulanır, böylelikle yumurtanın döllenme özelliği artırılır.
İnfertilite; doğurganlık sorunu, kısırlık.
İnhibin B; Bayanlarda yumurtalardaki foliküler hücrelerden, erkeklerde ise testisteki sertoli hücrelerinden salgılanan, beyindeki ön hipofiz bölgesinden salgılanan folikül stimülan hormonun etkilerini baskılayan peptid yapıda bir hormon.
İntrauterin inseminasyon; Kadinin yumurtlama döneminde erkekten alınan spermlerin vücut dışında belli işlemlerden geçirildikten sonra anne rahmine verilmesidir. Bu işlem öncesinde anneye bazı ilaçlar verilerek yumurtlama sağlanabileceği gibi, doğal adet döneminde de yapılabilir.
IVF; Kadına ait yumurtaların sperm tarafından beden dışında, laboratuarda hazırlanan özel bir kültür ortamında döllenmesi şeklinde uygulanan üremeye yardımcı teknik.
Karyotip; Bir hücrenin çekirdeğinin tam kromozom takımı, standart bir sınıflandırmaya göre kromozomların mikroskoptan çekilmiş fotoğraflarının düzenlenmesi.
Kremaster; Uyluk iç yüzünün künt bir cisimle çizilmesi sonucu o taraftaki testisin etrafındaki kasların kasılması nedeniyle testisin yukarı doğru yükselme hareketi yapmasını (kremaster refleksi) sağlayan kasların adı.
Kromozom; Her türde belli sayı ve şekil gösterip kalıtsal özellikleri belirleyen genleri taşıyan koyu renkli cisimciklerden her biri.
Mezenter; İncebarsakları karın arka duvarına bağlayan çift tabakadan oluşmuş periton kıvrımı.
Mikro-cerrahi; Operasyon mikroskobu veya görüntü büyütücü özel gözlükler kullanılarak operasyon sırasında dokuların daha ayrıntılı görülebilmesini olanak kılarak dokuya daha az zarar veren ve operasyon başarısını artıran operasyon tipi.
Oksidatif stres; dokuda oksijen metabolizması sürecinde ortaya çıkan, hücre yıkımına neden olan serbest radikal adı verilen moleküller ile dokuya zarar veren bu serbest radikal moleküllerinin ortamdan temizlenmesi için çalışan hücresel savunma mekanizmaları arasındaki dengenin bozularak doku hasarının tetiklenmesine uygun bir ortamın ortaya çıkması.
Orkidometri; Testis boyutlarının yaşa göre hacminin ölçümünde kullanılan alet.
Otoimmunite; Alerjik ve otoimmun hastalıklarda olduğu gibi kişinin kendi dokularının immün sistemin (bağışıklık sisteminin) tahrip edici etkilerine maruz kalması.
Renkli Doppler Ultrasonografi; Vücuttaki damarsal yapıların ve bunların içinden geçen kan akım özelliklerinin ses dalgaları ile incelendiği görüntüleme yöntemi.
Semen; ejakülat, orgazm ve boşalma ile vücut dışına atılan sıvı. Erkek üreme sistemindeki bezlerde yapılan salgılardan ve spermden oluşur.
Skrotum; Karın alt bölgesinden erkek cinsel organına doğru asılı biçimde uzanan testisleri saran cilt kesesi.
Sperm; Erkek üreme hücresi, kadın yumurta hücresini dölleyen hücre.
Subklinik; Göze çarpar, fizik muayene ile saptanabilir klinik belirtiler ya da bulgular göstermeksizin seyreden.
Testis (testisler); Sperm yapan organlar. Skrotumun içinde bulunan bir çift oval biçimde bez.
Testosteron; Testislerden salgılanan spermin olgunlaşmasını sağlayan erkeklik hormonu.
Ultrasonografi; 1,6 dan 13 MHz ye değişen frekanstaki ses dalgalarının tıbbi teşhise yönelik görüntü elde etmek amacıyla kullanıldığı bir tür radyolojik görüntüleme tekniği. Radyoloji uzmanlarınca kullanılır.
Radyolog: Tıbbi görüntüleme yöntemleri konusunda uzman doktor
Ürolog; İdrar yolları hastalıkları ve erkek üreme sistemi konusunda uzman doktor.
Varikosel; Skrotumunun içindeki olağan dışı genişlemiş toplardamarlardan oluşan bacaktaki genişlemiş varislerin benzeri bir tür ven kitlesi.
Ven; Kanı kalp yönünde taşıyan kan damarı, toplardamar.
Y kromozomu; Erkek cinsiyeti belirleyen kromozom.

Penil Renkli Doppler Ultrasonografi

Penil Renkli Doppler Ultrasonografi

Penil Renkli Doppler USG erkeklerde "empotans" adı verilen "sertleşme güçlüğü" sorununda kullanılan yegane tanı methodudur.
Erkeklerde cinsel uyarı karşısında sertleşme fonksionu pek çok mekanizmanın karmaşık işbirliği ile gerçekleşir. Psişik ve zihinsel mediatörler penise gelen damarları genişletir ve penis içinde yer alan "süngerimsi" dokular kanla dolarak penis hacmı artar ve sertleşir. Penise gelen kanın geri kaçmaması içinse toplardamarlar kasılır ve tıkanarak kanın geri kaçması önlenir ve bu yolla sertliğin devamlılığı sağlanır.
Gerek psişik sebepler,gerek penise gelen damarların etkiye verdiği cevaplar ve gerekse de toplardamarların tıkayıcı fonksionları başarılı bir ereksion için uygun olmalıdır.
Penil Doppler incelemesi ile , psişik yolla salınan ve penis damarlarını genişletip kan akışını arttıran maddeler direkt penise verilir. Bu işlem "insülin enjektörü" denilen çok ince uçlu iğnelerle yapılır ve şekli sevimsiz de olsa önemli bir acı vermez.
Papaverin ismi verilen bu ilaca penis damarlarının tepkisi ortalama beşer dakikalık aralıklarla ilk 20 dakika ve takipeden 1 saat içinde izlenir.
Bu izlemenin sonunda problemin psişikmi, atardamar yetersizliğimi yoksa toplardamarlardan kaçak oluşuna mı bağlı olduğu yolunda önemli kanaatler elde edilir ve bir rapor ile hasta ve üroloğa iletilir.

13 Nisan 2014 Pazar

diş tomografisi çekimlerimiz başlamıştır.

diş tomografisi alt üst komple çene filmleri 0-216-5218836 diş tomografisi çekimlerimiz başlamıştır. diş tomografisi çekimlerimiz başlamıştır. diş tomografisi alt üst komple çene filmleri 0-216-5218836 diş tomografisi çekimlerimiz başlamıştır. diş tomografisi alt üst komple çene filmleri 0-216-5218836

4 Şubat 2014 Salı

AYRINTILI DETAYLI RENKLİ DÖRT BOYUTLU ULTRASONOGRAFİ RADİSTANBUL 0-216-5218836 DİŞ TOMOGRAFİSİ RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME 0-216-52128836

DİŞ TOMOGRAFİSİ RADİSTANBUL ÜMRANİYE BEYKOZ ÇEKMEKÖY SANCAKTEPE KADIKÖY 0-216-5218836 Ultrasonografi konjenital anomalilerin (doğumsal kusurlar) doğumdan önce saptanmasında temel araçtır. Detaylı fetal ultrasonografi, bebeğin dış ve iç anatomisinin değerlendirilmesi ve major yapısal anomalilerin (bebekte ölüme ya da ciddi sakatlığa neden olan yapısal kusurlar) saptanmasının yanı sıra kromozomal anomaliler ve genetik sendromlar açısından şüpheli bulguların da saptanabildiği bir ultrasonografik incelemedir. Bu incelemeye ayrıntılı fetal inceleme, fetal anomali taraması, ikinci trimester ultrasonografi taraması veya ikinci düzey ultrasonografi gibi isimler de verilmektedir. Ayrıca halk arasında renkli ultrason veya 3 boyutlu ultrason gibi yanlış isimlendirmeler de vardır. Aile öyküsü veya enfeksiyon ve çeşitli ilaçlar gibi dış etkilere maruziyeti olan kadınların bebekleri doğumsal anomaliler için risk altındadırlar ancak bebeklerdeki anomalilerin büyük çoğunluğu düşük riskli grupta olmaktadır. Bu nedenle bu inceleme tüm gebe kadınlara rutin olarak önerilmelidir. Detaylı fetal ultrasonografi, yüksek çözünürlüklü ultrason cihazı ile fetal tıp konusunda ve fetal anomali tanısında deneyimli kadın doğum veya radyoloji uzmanları tarafından yapılmaktadır. Detaylı ultrasnografi normal gebelik ultrasonografisinden farklı değildir; anne adayı aynı pozisyonda (sırt üstü yatar pozisyonda ve karından) iken yapılır. Ultrason görüntülerinin daha kolay elde edilebilmesi ve bebeğin organ gelişiminin tamamlanması nedeniyle genellikle 18-23. gebelik haftalarında yapılan bu inceleme yüksek bir standartta yapılmalıdır ve bebekteki major ve minör anomalilerin tespiti için sistematik bir incelemeyi içermelidir. Detaylı fetal ultrasonografide esas amaçlar nelerdir? Bebeğin büyüme ve yaşının teyit edilmesi Tahmini doğum zamanının belirlenmesi Major yapısal anomaliler için inceleme Kromozomal anomali (mesela Down sendromu) belirteçleri için inceleme Plasenta (bebeğin eşi) pozisyonunun belirlenmesi Majör yapısal anomali tespit edildiğinde gebelik terminasyonu alternatifi sunulabilir veya anomalili bebeğin bakım ve ameliyatları için hazırlıklı olunur. Yine minör belirteçleri (bebekte ciddi sağlık problemi oluşturmayan ve ultrasonda sık görülen belirteçler) saptayarak Down Sendromu tarama testlerinin duyarlılığını arttırabilmek mümkün hale gelir. Detaylı fetal ultrasonografide opsiyonel olarak neler yapılabilir? Preterm eylem (erken doğum) riski yüksek olan hasta grubunda erken doğum risk tahmini için serviks (rahim ağzı) uzunluğu ultrason ile ölçülebilir. Bebekte gelişme geriliği veya annede preeklampsi (gebelik zehirlenmesi) riski yüksek olan hasta grubunda bu riskler hakkında fikir sahibi olabilmek için anne rahim damarlarındaki kan akımı doppler dediğimiz özel bir yöntemle değerlendirilebilir. İnceleme öncesi bilgilendirme Ultrasonik inceleme öncesi ultrasonik incelemenin potansiyel tanısal doğruluğu, tarama niteliği ve teknik ve pratik limitasyonları konusunda hasta bilgilendirilmelidir. Ayrıca incelemenin önceden tanımlanmış süresinin olmadığı (genellikle 15-30 dk) fakat annenin obezitesi, bebeğin pozisyonu ve amniyon sıvısı (bebeğin içinde bulunduğu sıvı) gibi faktörlere bağlı olduğu konusunda da çift bilgilendirilmelidir. Genel inceleme (bebek sayısı, bebeğin anne karnındaki pozisyonu, amniyon sıvı değerlendirilmesi, plasentanın (bebeğin eşi) değerlendirilmesi) ve bebeğe ait ölçümlerin yapılmasını takiben bebeğin sistemik incelemesi yapılır. Sistemik inceleme, bebeğin kafa, boyun, yüz, solunum sistemi, kalp ve dolaşım sistemi, karın ön duvarı ve karın içi organlar, böbrekler ve dolaşım sistemi, omurga, kol, bacak, el ve ayaklar, genital bölgenin incelenmesini içerir. İnceleme protokolü nasıl olmalıdır? Ultrasonu yapan hekim inceleme hakkında açıklama yapar, hastaya ait detay ve öyküyü kontrol eder. Fetusu (anne karnındaki bebek) ve fetusun kalp atımını gösterir. Fetusa ait ölçümleri yapar ve fetal anatomiyi kontrol eder. Sonuçları aileyle tartışır ve ilgili raporu verir. Genel inceleme Fetus sayısı (tekiz, ikiz vb), plasentanın yerleşimi, amniyon sıvı miktarı ve bebeğin anne karnındaki pozisyonu açısından inceleme yapılır. Biyometrik inceleme kafa çapı, kafa çevresi, karın çevresi ve femur (üst bacak kemiği) ve humerus (üst kol kemiği) uzunluğu ölçülür. Bu ölçümlere göre bebeğin o gebelik haftasına göre tahmini kilosu hesaplanır. Anatomik inceleme Anatomik inceleme aşağıda belirtilen yapıların görüntülenmesini içerir. Bebeğin iç organlarına çeşitli kesitlerde bakılır bu nedenle her zaman aile ne olduğunu anlayamayabilir. Ultrason ekranında kemikler beyaz, sıvı siyah ve yumuşak dokular grimsi ve benekli görünür. Baş: Bebeğin kafa şekli ve kafa içi yapıları incelenir. Serebral hemisferler (beyin dokusu), serebellum (beyincik), ve sisterna magna, koroid pleksuslar (beyin omurilik sıvısını salgılayan doku), lateral ventriküller (yan ventriküller), atria (yan ventriküllerin arka boynuzu), orbitalar (göz küreleri), dudaklar ve yüz profili incelenir. Yarık damak ve yarık dudak olup olmadığı kontrol edilir. Ense pilisi kalınlığı ölçülür. Ense pili kalınlığı artan bebeklerde kromozomal anomali riski veya bazı nadir genetik sendrom riski artmaktadır. Bebeğin profili, burun kemiği, göz küreleri ve lens incelenir. Doğumsal katarakt tanısı doğumdan önce konulabilmektedir. Boyun: Bebeğin boynunda kist veya herhangi bir kitle olup olmadığı kontrol edilir. Omurga: Bebeğin omurgası yukarıdan aşağıya uzunlamasına ve enine kesitlerde incelenir. Omurga kemiklerinin tamamının aynı hizada sıralanıp sıralanmadığı, omurgada açıklık ve cildin omurgaların olduğu bölgede sırt ve bel bölgesinde sağlam olup olmadığı kontrol edilir. Kalp ve göğüs: Kalbin dört-odacık görünümü (mümkünse büyük damar çıkışları), kalbin büyüklüğü, yerleşimi, aksı ve ritmi incelenir. Kalbin atrium ve ventriküleri (kulakçık ve karıncık) aynı büyüklükte olmalıdır; kalp kapakçıkları her kalp atımı ile birlikte açılıp kapanmalıdırlar. Renkli görüntüler ile kalpte delik olup olmadığı değerlendirilir. Kalpten çıkan ana damar aort ve akciğerlere kan taşıyan ana damarlar incelenir. Göğüs kafesinin yapısı ve şekli, akciğerler ve diyafragma (göğüs kafesi ile karın içi organların arasındaki zar) incelenir. Kistik akciğer lezyonları ekarte edilir. Karın: Mide, karaciğer, barsaklar, böbrekler ve mesane (idrar kesesi) ve karın ön duvarı incelenir. Mide kalbin alt hizasında görülmelidir. Bebek anne karnındayken su yutar ve bu nedenle mide siyah kabarcık olarak görünür. Bebeğin iki böbreğinin olup olmadığı kontrol edilir. İdrar kesesi de idrardan dolayı siyah görünür. Karın ön duvarı, göbek kordonunun bebeğe girdiği bölge ve kordondaki damar sayısı incelenir. Yine barsaklar da ultrasonla değerlendirilir. Kollar ve bacaklar: Omuzdan ele kadar takip edilir, kol kemiklerinin uzunlukları ve normal görünümde olup olmadıkları not edilir. Kalçadan ayaklara kadar inceleme yapılır, uzun kemik uzunlukları ve eklem pozisyonları açısından simetrinin olup olmadığı incelenir. El ve ayakların yapısı incelenir; sayı ve şekil bozukluğu olup olmadığı araştırılır. En az bir el ’’unclenched’’ (yumruk olmamış, el parmaklarının açık halde olması) olmalı ve 5. parmağın orta falanksı (ortadaki kemik) görülmelidir. Down sendromlu bebeklerde 5. parmakta ortadaki kemiğin olmadığı veya daha küçük olduğu görülmektedir. Genital bölgenin incelenmesi: Aile isterse bebeğin cinsiyeti konusunda bilgi verilebilir. Detaylı ultrasonografi ile yapısal anomalilerin tanınma oranları nedir? Anensefali (beynin olmaması) %100 Spina bifida (omurgada açıklık) %95-98 Hidrosefali (beyin boşluklarında sıvı toplanması) %75 Holoprosensefali %100 Mikrosefali (kafanın normalden küçük olması) %50 Yarık dudak %95 Yarık damak %30-40 Diyafragma hernisi (karın içi organların göğüs %70 boşluğuna fıtıklaşması) Yemek borusunda tıkanıklık %50 Kalp anomalileri %70-80 Karın duvarı defektleri %95-100 Böbrek, idrar yolu anomalileri %50-75 İskelet sistemi anomalileri %75-100 Serebral palsi Saptanamaz Otizm Saptanamaz Yapısal anomalilerin tanınma oranlarını etkileyen faktörler Ultrasonografi cihazı Hekimin deneyimi Annenin kilosu Bebeğin pozisyonu Gebelik haftası Anomalinin tipi (majör/minör anomali) Tek/çoklu anomali Anomalinin fetal hayattaki seyri Major yapısal anomalilerin kromozomal anomalilerdeki sıklığı nedir? Down Sendromu (Mongolizm) %20 Trizomi 18 %70-80 Trizomi 13 %90 Detaylı ultrasonografide kromozomal anomaliler için önemli şüpheli bulgular nelerdir? Major yapısal anomali (Beynin olmaması veya beyin dokusunun yeterince gelişmemesi, ciddi kalp anomalisi, diyafragma hernisi veya her iki böbreğin olmaması gibi) Ense pilisi kalınlığında artma Kısa humerus (bebeğin üst kol kemiği) Kısa femur (bebeğin üst bacak kemiği) Hiperekojenik barsak (bebeğin barsaklarının ultrasonda kireç gibi beyaz görünmesi)

3 Şubat 2014 Pazartesi

DİŞ TOMOGRAFİSİ , PENİL RENKLİ DOPPLER RADİSTANBUL GÖRÜNTÜLEME MERKEZİ 0-216-5218836 PENİL OBSTETRİK RENKLİ DOPPLER USG

DİŞ TOMOGRAFİSİ PENİL RENKLİ DOPPLER ÜMRANİYE BEYKOZ KADIKÖY ÇEKMEKÖY 0-216-5218836 Erkek ve kadın cinselliği, infertilite gibi konuları kapsayan androloji alanında Avrupa genelinde bilimsel düzeyi attırmayı hedefleyen Avrupa Cinsel Tıp Derneği (ESSM)’nin bu yıl İstanbul’da düzenlenen 16. Kongresi’nde, sertleşme bozukluğu, erken boşalma, Peyronie hastalığı, kadın cinselliği gibi konularda cinsel tıptaki son gelişmeler aktarıldı. diş tomografisi çekimlerimiz başlamıştır. diş tomografisi alt üst komple çene filmleri 0-216-5218836 0 inPaylaşın Kongrenin ikinci gününde düzenlenen basın toplantısında Avrupa Cinsel Tıp Derneği yönetim kurulunda görev almış isimlerden Türk Androloji Derneği Onursal Başkanı, İstanbul Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu ve Türk Androloji Derneği Başkanı, Mersin Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahittin Çayan kadın ve erkeklerdeki cinsel sorunlar konusunda bilgiler verdi. Cinsel hastalıkların hem erkeği, hem kadını ilgilendiren ve kişilerin yaşam kalitesini düşüren sorunlar olduğunu vurguladı. Çiftlerin ya da kadın ve erkeklerin cinsel fonksiyon bozukluklarını hastalık olarak görüp, hekime başvurmalarının çok önemli olduğuna dikkat çekildi. Sertleşme bozukluğu ülkemizde 5 milyon erkeği etkiliyor Sertleşme bozukluğunun (erektil disfonksiyon) dünyada birçok erkeği etkileyen yaygın bir problem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, “Başarılı cinsel teması sağlayabilecek sertlik düzeyine ulaşamama veya sertliği sürdürememe gibi semptomların 3 ay sürmesi tanı konulması için yeterli kabul edilmektedir” dedi. “Ülkemizde yaklaşık 5 milyon erkeği etkileyen bu rahatsızlık özel bir ilgiyi hak etmektedir. Yaşlanmayla birlikte sertleşme bozukluğunun ortaya çıkması normal olarak karşılanmakta ve bu nedenle hastalar tedavi arayışından uzak kalmaktadır. Sertleşme bozukluğu tanısı alan hastaların yalnızca %10’u bunun için herhangi bir tedavi almaktadır” diyerek sorunun yaygınlığını vurguladı. 40 yaş üstü erkeklerde sertleşme bozukluğu oranı %34 “Sertleşme bozukluğu için risk faktörleri arasında sigara ve alkol tüketimi, yüksek tansiyon, şeker hastalığı, kan yağlarında yükseklik, kalp hastalığı, depresyon ve tedavisinde kullanılan ilaçlar sayılabilir. Türk Androloji Derneği’nin prevalans çalışmasında Türkiye’de 40 yaş üstü erkeklerde sertleşme bozukluğu oranı %34’tür. Dünyada ve Türkiye'de sertleşme bozukluğu ve prostat büyümesi 40 yaş üzeri her 10 erkekten 8'inde birlikte görülmektedir. Bu iki rahatsızlığın birlikte görülmesi halinde hem bu iki rahatsızlığı taşıyan erkeklerin, hem de eşlerinin yaşam kalitesi nerdeyse yarı yarıya azalmaktadır. Yani erkekteki cinsel fonksiyon bozukluğu kadının da cinsel hayatını etkilemektedir.” İşten kovulma sertleşme bozukluğu nedeni Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu, sertleşme bozukluğunun nedenlerinin psikolojik ya da fiziksel olabileceğini ifade etti: “Psikolojik nedenler arasında stres ve anksiyete başta gelir. Örnek vermek gerekirse cinsel olarak aktif bir erkek işten kovulduktan sonra aniden başlayan sertleşme bozukluğu yaşayabilir. Depresyon gibi psikiyatrik hastalıklar da sertleşme bozukluğuna yol açabilir. Sertleşme bozukluğunun en sık gözüken fiziksel nedeni damarla ilgili hastalıklardır. Sinir sistemi hastalıkları, yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve psikiyatrik hastalıklar için kullanılan ilaçlar ve hormonal nedenler de sertleşme bozukluğunun nedeni olabilir. Sertleşme bozukluğunun teşhisi; diyabet, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları, yüksek kolesterol, depresyon gibi altta yatan ciddi bir hastalığa da işaret edebileceği için oldukça önemlidir. Sertleşme konusunda yaşanılan her türlü problemde mutlaka bir doktora başvurulmalı ve mümkün olduğunca doğru ve ayrıntılı bilgi verilmelidir. Aslında bu rahatsızlığın çok yaygın olduğu ve utanılacak bir durum olmadığı bilinmelidir. Her yıl yeni tedavi yöntemleri ortaya çıkmaktadır ve her türlü sertleşme bozukluğunun tedavisi mümkündür.” Erken Boşalma “Erken boşalma söz konusu olduğunda, her defasında cinsel ilişki başlamadan veya ilişki sırasında en geç bir dakika içinde boşalma gerçekleşir, boşalma geciktirilemez” diyen Prof. Dr. Ateş Kadıoğlu “Dünyadaki genel görülme sıklığı %20-30 olarak tahmin edilmektedir. Bu rakam Amerika'da %31 ile en yüksek orana ulaşırken, Avrupa ortalaması %18, Ortadoğu ortalaması %10-15 olarak raporlanmıştır. Ülkemizde Türk Androloji Derneği’nin 2011’de yayınladığı, 2593 çifti inceleyen çalışmada, ülkemizdeki erken boşalma sıklığı %20 olarak saptanmıştır. Erken boşalma ve sertleşme bozukluğu sıklıkla bir arada görülebilen ve birbirini desteklediği düşünülen sorunlarıdır. Yakın zamanda yapılan çalışmalarda sertleşme bozukluğu olan erkeklerin %30-50 arasında erken boşalma şikayeti de olduğu görülmüştür. Bu birlikteliğin sebebinin sertleşme bozukluğu olan erkeklerin ereksiyon sağlamak için daha fazla uyarılmaları gerekliliği veya erkeğin sertleşmesini kaybetmeden ilişkiyi sonlandırmayı hedeflemesi olabileceği belirtilmiştir. Ayrıca sertleşme bozukluğunun ve erken boşalmanın ağırlığı arasında bir korelasyon olduğu da rapor edilmiştir” dedi. Peyronie hastalığı Fazla tanınmayan bir hastalık olan Peyronie hastalığı hakkında Prof. Dr. Selahittin Çayan bilgiler verdi. Nispeten nadir olarak görülen Peyronie hastalığının erkeklerde, peniste ağrı, sertleşme sırasında eğrilik, kısalma, ele gelen sertlik gibi şikayetlerle ortaya çıkan bir rahatsızlık olduğunu söyledi. Peyronie hastalığının toplumda görülme sıklığı %3-9 arası olarak bildirilmiştir. Sertleşme bozukluğu ile üroloji kliniklerine başvuran erkeklerin %13’ünde Peyronie hastalığı teşhisi konmuştur. Genelde 40 yaş üstü erkeklerde görülen bu rahatsızlığın, gençlerde görülen bir tipi de mevcuttur. Diyabetik erkeklerde görülme sıklığının %18-33’lere çıktığı görülen Peyronie hastalığı bu grupta eğrilik ve sertleşme açısından daha ağır seyretmektedir. Otoimmün rahatsızlıklar ile beraber görülme sıklığının %9 olduğu rapor edilmiştir” dedi. Kadın cinselliği Kongrede, kadın cinselliği ile ilgili pek çok yeni veri ve bildiri de paylaşıldı. Prof. Dr. Selahittin Çayan “Sonuçlanmamış evlilik şikayetiyle doktora başvuran çiftlerin 1/3’ünde sadece kadın faktörü görülürken, vajinismus kadında en sık görülen psikoseksüel rahatsızlıktır. Arap kadınları arasında yapılan bir çalışma da vajinusmun en sık görülen sebebinin yetersiz eğitim olduğu bildirilmiştir. Cinsel istek azlığı veya vajinusmus şikayeti olan hastaların %60’ının hiç doktora başvurmadığı rapor edilmiştir” dedi. Hastalıklar cinsel fonksiyonu etkiliyor Çeşitli hastalıklar ile cinsel fonksiyonların bağlantısına dikkat çeken Prof. Dr. Selahittin Çayan “İdrar kaçırma şikayeti ile kadın cinsel disfonksiyonu arasında da bir bağlantı olduğu 1200 Türk kadınında yapılmış bir araştırma ile ortaya konmuştur. Ayrıca hem erkek hem kadın cinselliğinin diyabet, glikoz intoleransı, şişmanlık, artmış trigliserid düzeyleri, hipertansiyon gibi hastalıklardan etkilendiği bilinmektedir. Metabolik sendromu olan kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluğu artmaktadır” diye konuştu.