Felç riskim var mı?
Felç ya da inme modern toplumların en önemli
sağlık sorunlarından biridir. Ortalama yaşam uzadıkça özelikle damar
hastalıkları ve buna bağlı hastalıklar daha sıklıkla görülmeye
başlamıştır. Sigara kullanımı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon,
yüksek kolesterol düzeyleri damar hastalıklarına yatkınlığa yol
açmaktadır. Ayrıca ailesel yatkınlık da söz konusudur.
Günümüz
modern tıbbı, koruyucu hekimliği gün geçtikçe daha fazla yönelmektedir.
Bu eğilim de beraberinde erken tanı yöntemlerini getirmektedir.
Kalp
krizi, kalbin kendisini besleyen atar damarlarında meydana gelen
plakların damarı daraltması sonucu meydana gelir. Bazen bunun nedeni
plağın kendisinin kritik darlığı geçen kalınlığa ulaşması bazen de bu
plaktan meydana gelen bir pıhtının koparak damarın daha uç kesimlerini
tıkamasıdır. Aynı mekanizma ile vücudumuzda ki tüm atar damarlarda
plaklar oluşabilmektedir. Beyne giden ana damarlarımızda benzer
mekanizma ile gelişen sorunlar da felç oluşmasına neden olmaktadır.
Beynimize
giden 4 adet atar damar bulunur. Bu damarlar da yapıları itibarı ile
plak oluşturmaya yatkındırlar. Bu damarlarda oluşan plaklar sıklıkla
hiçbir bulgu vermese de zaman zaman geçiçi iskemik atak dediğimiz klinik
duruma neden olabilmektedir.
Avrupa ve Amerika’ da yaklaşık eş
zamanlı olarak yapılan büyük klinik çalışmalarda bu damarlarda var olan
plakların inmeye neden olabileceği ve erken müdahalenin hayat kurtardığı
belirtilmiştir.
Karotis adı verilen şah damarı yeri itibarı ile
ultrasonografi ile incelemeye çok uygundur. Bu damarda yer alan plaklar
ultrasonografi ile detaylı şekilde incelenmekte, plağın kendisine ait
risk faktörleri belirlenebilmekte ve raporlanmaktadır. Ayrıca Doppler
tetkiki ile kan akım hızları ve kan akışının yapısı incelenerek kan
dolaşımı hakkında bilgi sahibi olunmaktadır. Spektral analiz denilen bu
yöntem ile plak varsa buna bağlı darlığın ne kadar olduğu uluslararası
kriterlere dayanarak söylenebilmektedir. ESCET ve NASCET adı verilen
klinik çalışmalarda elde edilen sonuçlara göre renkli Doppler
Ultrasonografi ile darlık miktarının belirlenmesi son derece sağlıklı
bir tanı yöntemidir. Özellikle plak varlığında anjiyografi altın
standart kabul edilmekle birlikte anjiyografinin kendisinin inme riski
taşıdığı bilinmektedir. Bu nedenle ilk inceleme her zaman Doppler ile
yapılmalıdır. Darlık oranı %70 in üzerinde olan hastaların herhangi bir
şikayet gelişmeden cerrahi olarak plağın çıkartılması ile inme
olasılıklarının büyük oranda düştüğü gösterilmiştir. %50-69 arası
darlıklarda da eğer hastada klinik bulgular var ise gene cerrahi
müdahalenin inme riskini belirgin olarak düşürdüğü söylenmektedir.
Karotis
vertebral arter renkli Doppler incelemesi şikayetler meydana gelince
değil şikayetler meydana gelmeden önce yapılması gereken bir tetkiktir.
Bu tetkik ile birçok hasta felç geçirmeden müdahale edilme şansına
kavuşmaktadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder